Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

NUH TUFANINDAN GÜNÜMÜZE MESAJLAR

Değerli kardeşlerim:

Bizler insanoğlu olarak çoğu zaman dünyaya geliş sebebimizi unutur ve bizi var edenin gücünü aklımızdan çıkarma gafletinde bulunuruz. Oysa onun büyüklüğünü unutanlara Rabbimiz dünyanın dört bir yanında ibretler bırakmış ve bu ibretlerin canlılarını da zaman zaman bize yaşatarak asıl gücün kime ait olduğunu her birimize tecrübe ettirerek gücümüzün sınırlı olduğu mesajını bize net bir şekilde hatırlatmaktadır.

Tarihe baktığımızda nice güçlüler, makam sahipleri, dehalar gördü bu dünya! Peki şimdi neredeler?

Bu soruya cevabı Rabbimiz kerim kitabında cevap vererek şöyle buyurmaktadır:

اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْاَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّنْ لَكُمْ وَاَرْسَلْنَا السَّمَٓاءَ عَلَيْهِمْ مِدْرَارًاۖ وَجَعَلْنَا الْاَنْهَارَ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمْ فَاَهْلَكْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَاَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا اٰخَر۪ينَ

Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık. [1]

Bugün bizler tarihi mekanlar diye gezdiğimiz, fotoğraflarını çekip sosyal medyada yayınladığımız, yapılan el emeğine hayran kaldığımız ve de o zamanda bunlar nasıl yapılmış diye şaşırdığımız nice tarihi eser aslında bize bir mesaj veriyor:

"Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan!" 

Yunus Emre’ e ait olan bu sözler bizim zannettiklerimizin emanetçisi olduğumuzu asıl olanın Rabbimizin biz inananlara vaat ettiği cennet nimetleri olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Peki! İnsanlık bu gerçeği görme noktasında ne kadar çaba sarf ediyor sorusunu soracak olsak cevabı yine Rabbimizin beyanlarında görmemiz mümkün oluyor. Zira insanoğlu bu gerçeği kabullenmek noktasında hep bir zafiyet içinde oluyor. Nedir o gerçek:

(...) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? (...) Hala akıllanmayacak mısınız? [2]

Gezip dolaştığımızda, görüp algılamaya çalıştığımızda, okuyup öğrendiğimizde, iman edip Rabbimize döndüğümüzde bize ders olan birçok ibretten biride Nuh a.s ve onun mücadelesi olduğunu görürüz.

Nedir o ibretler diye bir bakacak olsak aslında neden var edildiğimizi ve sonumuzun ne olacağını görmemiz açısından bütün sorularımıza cevap bulacağımız bir hikayeyi göreceğimiz bir gerçek!

O gerçeklere kısaca bir değinelim:

İnançta Kararlılık ve Sabır: Hz. Nuh, kavminin tüm alaylarına ve inkarlarına rağmen inancından vazgeçmemiş, kuran’ın ifadesi ile 950 yıl boyunca insanları doğru yola davet etmiştir. Bu durum, zorluklar karşısında yılmamayı ve inançta sebat etmeyi öğretir.

Peki! Bizler bu kararlığın neresindeyiz?

Akılla Açıklanamayan İlahi Emirlere Teslimiyet: Karadan kilometrelerce uzakta, hiçbir su kütlesi yokken gemi yapması, ilahi emirlere mantıksal sorgulamalardan ziyade tam bir teslimiyetle yaklaşılması gerektiğini gösterir.

 

Acaba biz böyle bir emir alacak olsak tavrımız ne olurdu?

Bu soruya cevap aradığımızda uzaklara bakmaya gerek yok! Allah’ın kitabına ve resulünün sünnetine karşı gösterdiğimiz ehemmiyete bakmamız durumu analiz etmek açısından yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

Bir başka ibret ise;

Ailenin ve Kan Bağının Kurtuluş İçin Tek Başına Yeterli Olmaması: Tufan kıssasında en çarpıcı ibretlerden biri, Hz. Nuh'un inanmayan eşinin ve oğlunun gemiye binmeyi reddetmeleridir. Bu durum, kurtuluşun soya bağlı olmadığını, tamamen kişinin kendi inancı ve amellerine bağlı olduğunu vurgular.

Neredeyse her peygamberin yaşadığı bu imtihan bize şunu gösteriyor ki, kimse bir başkasının cennete girme garantisi değildir. Nitekim Allah Resulünün amcası Ebu Talip’te bunun en bariz örnekleri arasındadır.

Bunun bir sonucu olarak Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

اِنَّكَ لَا تَهْد۪ي مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ

Rasûlüm! Sen sevdiğini doğru yola erdiremezsin, lâkin Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Çünkü, doğru yola girecek olanları en iyi O bilir. [3]

O yer zorlu bir yer öyle ise herkes kendi adına hazırlık yapması gerekir ki yarın mahşer yerinde mahçup olmasın!

Efendim! Ne olacak yaşar ve ölürüz diyenler, inananları alaya alanlar bu tufandan şu ibreti de alması gerekir:

Kibir ve Alaycılığın Sonu: Kavmin, yaklaşan felaketi haber veren ve gemiyi inşa eden Hz. Nuh ile dalga geçmesi, kibrin ve uyarıları dikkate almamanın insanı nasıl felakete sürükleyeceğinin bir sembolüdür.

Bugün din ile alay edenler, onu yok etmeye çalışanlar, onun hükmünü esnetenler bilsinler ki, tufan uzak değil!

Zannetmeyin ki adalet yerini bulmayacak, zannetmeyin ki yapanın yanına kalacak, güçlü hep güçlü kalacak!

Tufanın verdiği bir mesaj da;

İlahi Adalet ve Kurtuluş duygusudur: Tufan, kötülüğün yeryüzünden temizlenmesini ve inananların yeni bir başlangıç yapmasını sağlar. Adaletin er ya da geç tecelli edeceğini ve iyilerin mutlaka korunacağını gösterir.

Efendim! Adalet ne zaman diye sorgulayan kardeşlerim Rabbim mühlet verir ama ihmal etmez! Meraklanma sen! Sen yoluna devam et!

Umudu ve Çalışmayı Elden Bırakmamak: Geminin inşası (sebeplere sarılma) ve ardından gelen tufan, tevekkülün sadece dua etmekten ibaret olmadığını; hedefe ulaşmak için insanın üzerine düşen maddi tüm çabayı göstermesi (gemi yapması) gerektiğini anlatır.

Hani bir söz vardır ya;  “Çalışana darlık olmaz, yatana varlık olmaz!”

Kalk ayağa ibret al! Yoluna devam et! Mücadeleden kaçma! İmtihana sabır göster!

İşte o zaman tufan sana kurtuluş, sabır sana nimete dönüşür!

İşte biz bu bereketin bir göstergesi olan bu tarihi yaşatmak için aşura tatlısını yapıyor ve ikram ediyoruz!

Bir olmanın göstergesi olarak türlü malzemeyi bir araya getiriyor, bir olmak için yanmanın gerektiğini anlatmak için ateşin üstüne koyuyor, manayı kavramak için bir araya gelmenin gerekliliğini ortaya koymak adına ikramda bulunuyoruz.

Peki! Muharrem ayını ve bu ayda yaşanan güzellikleri ve acıları bu mana ile düşündük mü hiç?

Muharrem ayı düşünecek olursak; Hz. Adem'in Tevbesinin kabulüne, Hz. Nuh'un Gemisinin Kurtulmasına, Hz. İbrahim'in Ateşten Kurtulmasına, Hz. Musa'nın Denizi Yarmasına, Hz. Yusuf'un Kurtuluşuna, Hz. Yakub'un Gözlerinin Açılmasına, Hz. Yunus'un Balığın Karnından Çıkmasına, Hz. Eyyub'un Şifa Bulmasına, Hz. İsa'nın Göğe Yükseltilmesi gibi güzelliklerin yaşanmasına vesile olduğu gibi bizim de kurtuluşumuza vesile olacak manaları kavramamıza sepep olacaktır. Eğer manayı kavrayamazsak da Hz. Hüseyin’in Şehit Edilmesine sebep olan kerbelaları tekrar tekrar yaşamamıza sebep olacağını aklımızdan çıkarmayalım!

Rabbim bizlere yaşadığımız şu tufanlardan selamete ereceğimiz limanlara ulaşmayı nasip eylesin!

Rabbim aşure tatlısında olduğu gibi farklılıkları bir kenara koyarak bir araya gelmenin, bir arada olmak için yanmanın sonucunda meydana gelecek güzellikleri anlamayı bizlere nasip eylesin!

 

 


[1] Enam 6

[2] Yusuf 109

[3] Kasas 56

Dosyalar

NUH TUFANINDAN GÜNÜMÜZE MESAJLAR
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş